İlçemizin Tarihi

Yazdır
PDF

Kelkit isminin VII. Yüzyılda yöreye gelip yerleşen Peçenek Türklerinden Kilki Beyden geldiği, Kelkit’in Kilki Beyin çiftliği olarak anıldığı rivayet edilmektedir ki Kelkit ilçe merkezinin diğer bir adı da Çiftlik’tir. Bazı araştırmacılar ise,ilk çağlarda yörede “Kerkit” adında bir halkın yaşadığına dikkat çekmektedirler. Kelkit 13. yüzyılın ortalarından 16. yüzyılın başlarına kadar geçen sürede çeşitli boy, ulus ve devletlerin birbirlerine üstünlük kurma mücadelelerine sahne olmuştur. Bunlardan özellikle Karakoyunlu-Akkoyunlu mücadelesi yörede büyük tahribata yol açmıştır.Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Çaldıran Zaferi (1514) dönüşü Bayburt ve çevresiyle birlikte tamamen Osmanlı topraklarına katmıştır Padişah Safevilere karşı Osmanlıların yanında yer alan Akkoyunlu Feruhşad Bey’e Bayburt ve Kelkit çevresinde geniş iktalar vermiştir. 16. Yüzyıl Tapu Tahrir ve ve Evkaf defterlerinde yapılan incelemelerde Kelkit-Sadak nahiyesinin Bayburt Sancağına bağlı olduğu incelenmiştir. Bölgenin Osmanlı devletinin doğu sınırını oluşturmasından kaynaklanan stretejik önemi ülke sınırlarının genişlemesine paralel olarak 16. yüzyılın sonlarına doğru gittikçe azalmaya başladı. İdari olarak bir süre Diyarbakır eyaletine dahil edilen Kelkit ve çevresi, 1535 yılında yeni kurulan Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlandı. Tarihi kayıtlardan bu idari yapının yaklaşık üç yüzyıl sürdüğü anlaşılmaktadır. İlçe XIX. Yüzyıl başlarından itibaren önemli olaylara sahne olmuştur. Bayburt ve Gümüşhane çevresi 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşının galibi olan Ruslar tarafından bir süre işgal edilmiş, bu olay yörenin göç vermesine neden olmuştur.1840 tarihide ilçe statüsüne kavuşmuştur. Bu yüzyılda bölgeyi yakından ilgilendiren önemli olaylardan biri de idari yapıda meydana gelen değişikliklerdir. Tanzimat döneminde Osmanlı idari teşkilatında eyalet sisteminden büyük vilayet sistemine geçilmesiyle birlikte (1867) Gümüşhane Trabzon vilayetine bağlı bir sancak merkez merkezi haline gelmiş, ardından Kelkit Kazası Erzincan sancağından alınarak buraya bağlanmıştır (1868). Bu bağlılık fazla uzun sürmemiş; kaza, Doksan üç Harbi’ni (1877-1878) Osmanlı –Rus Savaşı) ardından 1878 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile Erzurum Vilayetine bağlı Bayburt sancağına dahil edilmiştir.Son olarak 1888 yılında alınan bir kararla Gümüşhane’ye bağlanmış böylece XIX yüzyıl boyunca Bayburt, Gümüşhane ve Erzincan sancakları arasında yaşanan idari sınır değişikliklerine son nokta konmuştur.Nitekim bu idari statü Cumhuriyet döneminde Gümüşhane’nin il olmasından (1924) sonrada devam etmiştir.I. Dünya savaşı yıllarında Rus işgaline uğrayan ilçe 22 Temmuz 1916’da başlayan bu işgal dönemi, 17 Şubat 1918’de son bulur.

 

 

Yörede yapılan araştırmalar M.Ö. 3000 yıllarında burada yerleşim olduğunu göstermiştir. Kelkit’in güneydoğusundaki Sadak Köyü yakınlarındaki Satala kenti Hititler tarafından kurulmuştur.

Hititlerden sonra Gümüşhane ve çevresi Urartuların egemenliği altına girmiştir. Urartu egemenliği döneminde geniş bir biçimde Gümüşhane ve Bayburt merkez olmak üzere Karadeniz'in iç kesimlerinde ki bölge
Khaldia olarak anılmaya başlanmıştır. Khalt bilindiği kadarıyla Urartu'nun Baş Tanrı'sını niteleyen addır ve Khalt'ın izinden gidenler veya Khalt'a inananları simgelemektedir. Bu adlandırmanın halen günümüzde de süregeldiğini görmekteyiz. Karadeniz'in kıyı şeridinde yaşayanlar, tüm iç kesimlerde yaşayanlara ayrım yapmaksızın Khalt diye hitap ederler.

M.Ö. 680'li yıllarda kuzeyden gelen ve Ari bir dil konuşan İskitler, Kafkas dağlarını doğu tarafından aşarak Kür ve Aras boylarına yayılmaya başladılar. Başlangıçta barış içinde oldukları Urartu egemenliğinde ki yerel Kafkasdilli kabilelerle zamanla rekabet içine girdiler. Ardından Urartular'la çarpışan İskitler bir müddet sonra Khaldia bölgesini de ele geçirdiler. Bayburt bölgesini merkez yapan İskit kabileleri M.Ö. 6., 5. ve 4. yüzyıllar da Anadolu'nun en büyük kentini kurdular: Gymnias.

Urartu'yu tamamen yıkmayı başaran İskitler, Ortadoğu'nun tamamında(Mısır'a kadar) 28 yıl süren büyük bir imparatorluk kurdular. Fakat Asur ve Med imparatorluklarıyla yaptıkları savaşlar sonunda İskit krallığı yıkıldı. Fakat ortadoğu'da bu yıkıma rağmen Urartu ve İskitler'in bazı boyları izole bu bölgelere sığındılar ve birbirlerine karıştılar.

Bunu Med ve Pers yönetimi izlemiş, M.Ö. 331'de Büyük İskender'in Persleri yenmesinden sonra yöre, Makedonyalıların egemenliğine geçmiştir. Yöreyi Roma ve Bizans hakimiyeti izlemiştir. Roma döneminde önemli bir askeri üs olan Kelkit, Roma ordusunun XV. Legio Apollinaris’in üslendiği bir kale konumundaydı. Bizans döneminde bir süre dini açıdan önem kazanmış ve daha sonra sönükleşmiştir. Kelkit ve çevresi daha sonra Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç defa el değiştirmiştir. Bizans İmparatoru Herakleios, 635’te Sasani devleti üzerine sefer düzenlemiş ve Kelkit vadisinden geçmiştir. VII.yüzyıl sonuna kadar Bizans-Sasani çarpışmalarına sahne olmuştur. Bizanslıların bu hakimiyeti, Xlll. Yüzyılda kurulacak olan Trabzon Rum imparatorluğuna kadar devam etmiştir. Anadolu Selçukluları 1016 yılında Doğu Anadolu’ya seferler yapmış ve Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yinal Bey 1058’de yöreyi ele geçirmiştir.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Gümüşhane ve çevresinde Selçuklu egemenliğine girmiştir. Kaynaklardan öğrenildiğine göre XIV.yüzyılın ikinci yarısından sonra Çepniler bu bölgeye yerleşmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u ele geçirmesinden sonra Osmanlılar yöreye hakim olmuşlarsa da Akkoyunlular bu bölgede hakim olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran (1514) seferinden sonra da Doğu Anadolu, Gümüşhane ve Kelkit de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bazı kaynaklarda Gümüşhane yöresinin Otlukbeli Savaşı’ndan (1473) sonra Osmanlı topraklarına katıldığı yazılıdır.

19. yüzyıl sonlarında Trabzon vilayetinin Gümüşhane sancağına bağlı bir kaza merkezi idi. I. Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğramış, Rusların çekilmesinden sonra, Ermeni çeteleri buraya hakim olmuş, Kâzım Karabekir tarafından kurtarılarak 1918’de Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra 1925’te Gümüşhane’ye bağlanmıştır.

Yöredeki yapı kalıntıları arasında XV. Legio Apollinaris armalı tuğla parçalarının bulunuşu Roma dönemindeki Satala kentinin buradaki varlığına işaret etmektedir. Buluntular arasındaki tunç Artemis büstü bugün British Museum’dadır. Ayrıca ilçede günümüze gelebilen eserler arasında;

 

Stala Kalesi,

Sadak Kervansarayı,

Sadak Hamamı,

Sadak Köyü Çeşmesi

Sadak Köyü Camisi

Çambaşı Köyü Camisi bulunmaktadır.

e-devlet

                        

e-devlet

valilikler