Kaymakamımız
   Köylerimiz
   Tarih
   Coğrafya
   Kültür
   Sosyal Yapı
   Turizm
   Ekonomik Altyapı
   İstatistiklerle Kelkit
   İdari Tarihçe
   Kamu Kurumları
   Yatırımlar
   Projeler
   İnsan Hakları
   İhaleler
   Bize Yazın
   Videolar
   Ziyaretçi Defteri
   E-Devlet
 

Sosyal

 

 Kelkit İlçesi ve köylerinde konutlar çoğunlukla taş, kerpiç ve briketten yapılmış olup, karkas, toprak ve yığma inşaatlar da görülür. Çatı örtü malzemesi ise toprak ve saçtır. Çatı şekilleri ise sıra ile düz, birleşik ve kubbe şeklindedir. Bunun yanında ilçe merkezi ve bazı köylerde betonarme ve çok katlı modern binaların yapımı hızla ilerlemektedir. Çatı örtüsü için kiremit ve saç kullanılmaktadır. Gerek köylerimizde gerekse İlçe merkezinde konut yapımında bölgenin fiziki şartları göz önünde tutulmaktadır. Bunun sonucu olarak binaların cepheleri dar tutulmuştur. Kelkit ilçesi Gümüşhane İline bağlı olmasına rağmen sosyal yaşantı yönünden daha çok Erzincan İlinin etkisi altında kalmıştır. İlçemizde sinema ve tiyatro kuruluşu yoktur. Devlet Tiyatroları, Özel tiyatrolar ve konser toplulukları zaman zaman gösteri yapmaktadırlar. İlçede 1 Halk Kütüphanesi bulunmaktadır. İlçe merkezinde 2, Gümüşgöze beldesinde 1, Söğütlü beldesinde 2 ve 3 köyümüzde birer olmak üzere toplam 8 spor kulübü faaliyet göstermektedir. Bu spor kulüplerinde genellikle 15-30 yaşları arasındaki gençlerin yararlandığı görülmektedir. Kış aylarında iklimin sert olması ve başka eğlence kaynaklarının olmayışı sebebiyle halk, televizyon başında ve kahvehanelerde vakit geçirir. İlçe merkezinde 37 Kahvehane vardır. İnsanların yaşayışları, giyinişleri, inanışları, ahlaki ve sosyal değer yargıları hep içinde bulundukları kültürel dinamiklere göre şekillenir. Geçmişten geleceğe uzanan hayat yolunda,hep yerelden,evrensele bir akış söz konusudur. Ancak yerel değerleriyle örtüşen insanlar evrenseli anlama ve kavramada iddialı olurlar. Kendi kültürünün sosyal unsurlarıyla mücehhez olarak yetişen insanların çağın karşısında daha “dayanıklı ve yıkılmaz” durdukları aşikardır. Kelkit’in kültürel anlamda müstesna bir yere sahip olduğunu söylemeliyiz. Pek tabi ki büyük ve aziz Türkiye’nin ufak bir parçası olarak, vatan coğrafyasında kanla sulanmış topraklar üzerinde kurulmuş Kelkit ilçemizin gelenek ve görenekleriyle, tarihiyle, inanış ve yaşayışıyla belirgin bir kültürel kimliği vardır. Kelkit kültürü yerel olmasına karşın,bütün yerel kültürler gibi kaynaştırıcı ve pekiştirici özellikleri barındırır. Kelkit’in geçmişinde aydın ve aydınlık insanların önemli gayretleri vardır. Belli bir dönem Halkevlerinin yoğun olarak kültür merkezi olarak dikkat çektiği, haftada bir kültürel etkinliklerin düzenlendiği, sinemasının hıncahınç dolduğu Kelkit, ne yazık ki bütün Türkiye’deki gibi yozlaşma ve kökten kopuştan nasibini almış, moderniteye ( ! ) yenik düşmüştür. Kelkit’in kültürel geçmişinde özellikle babaları öğretmen ve müdür olan (Ziya Bey ) 6 kardeşli Öztürk ailesinin yenilikçi çabaları büyüktür. Bu arada Kelkit’in sosyo-kültürel yapısında özgün fikir ve yaklaşımlarıyla ön plana çıkan Naci Güven, Sabri Savaşeri, Osman Oktay, Şerif Öner, Metin Özdemir, Yaşar Hirik, Nuri Macit, Nurettin Özdemir, İsmail Topuz ve Hüsnü Çelik gibi nice değerli şahsiyeti saymak mümkündür. Kelkit’te müsamerelerin yaygınlaşıp sevilmesinde Sermet ve Erzen Öztürk kardeşlerin ve Yaşar Hirik’in payı çok olmuştur. Son dönem Kelkit’in sosyo-kültürel yapısına çok olumlu akisler veren tiyatro etkinliklerinde ise İbrahim Çelik, Faruk Yerli ve Bünyemin Yalçın gibi isimler aktif gayretler sarf etmişlerdir. Kelkit’te daha 1960 ve 1970 ’ li yıllarda “Rençperler Beşlisi” (Galip Sezer, İbrahim Topuz, İbrahim Çelik, Enver Doğan ve Faruk Yerli’den müteşekkil) adı altında caz müziği yapan bir grubun bulunduğunu yazarsak, Kelkit’in hangi aşamalardan geçerek bu günlere kadar geldiği daha iyi anlaşılır diye düşünüyoruz. Kelkit’in kültürel geçmişinde 60’lı ve 70’li yılların çok büyük bir önemi vardır. Esasen bu yıllarda,Topal Osman, Hababam Sınıfı, Cimri, Koreli Mehmet, Volvo Turizm, Paydos, Aya İniş, Söğütlü Köyü Öğretmeni ve Düşman Yolları Kesti isimli tiyatro oyunları fedakar aydın Kelkitlilerin sayesinde Kelkit’te sahnelenme imkanı bulmuştur. Sinema salonunda sahnelenen oyunlardan Koreli Mehmet isimli tiyatro oyununda Adnan Aktaş, İbrahim Çelik, Ömer Şahin, Refik Yerli, Yaşar Hirik, Habib Ayvazoğlu, Selçuk Giriftinoğlu, Kenan Tuğlu, Faruk Yerli, Halit Aksu, Hüsnü Çelik, Ataç Elalmış rol almış ve bu oyun yıllarca konuşulmuştur. Hele rahmetli İsmail Topuz’un Volvo Turizm isimli yerel oyunda kriko rolünü başarıyla canlandırması ve başarısı Kelkit’in kültürel geçmişinde unutulmaz bir enstantane olarak anılara kazınmıştır. Kelkit bulunduğu coğrafya gereği, Doğu Anadolu Bölgesiyle, Karadeniz Bölgesi arasında tam bir geçiş özelliğine sahiptir. Kültürel anlamda bu iki farklı zenginliği buluşturarak bir köprü vazifesi gören Kelkit kültürü üzerine şimdiye kadar yayınlanmış bir eser ne yazık ki yoktur. Bu konudaki çalışmalar hep lisans bitirme tezi olmaktan öteye gidememiştir. Rahmetle andığımız Sabri Özcan San’ın “Gümüşhane Kültür Araştırmaları ve Yöre Ağızları “ isimli eseri bu açıdan değerini korumakla birlikte, yeterli değildir. Teknoloji çağı karşısında folklorik birikimimiz kaybolup unutulup gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gelenek ve göreneklerimiz eski cazibesini kaybetmiş,ağız özelliklerimiz bozulmuş, otantik kültürel değerlerimiz genç kuşaklara aktarılamamıştır. Bu çalışmanın olumsuz seyreden bu süreci engelleyeceği umudunu taşımakla birlikte, yine yeterli olmadığını da itiraf etmek gerekir. TÜRKÜLER : Her kültürün kendine mahsus bir takım sosyal dinamikleri vardır. Belli bir toplum içerisinde yaşayabilme uyumu ve başarısı bu sosyal dinamiklere bağlı olduğundan, kişi, doğumundan ölümüne kadar kendisini çepçevre saran yerel kültür değerleriyle kuşatılmıştır. Bu yerel kültür değerleri; türkülerdir, manilerdir, masallardır, bilmecelerdir, ağıtlardır, dil ve anlatım özellikleridir, efsanelerdir, velhasıl kendimiz kokan her şeydir. Her ulus kendi kültürü yaratırken, kültürünün ayrılmaz bir parçası olan folklorünü de yaratmış, sevinçlerini, üzüntülerini ve acılarını değişik kalıplarda ifade edecek formları da bulmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle Karadeniz Bölgesinin Bağlantı noktasında bulunan Kelkit ilçemizin türkülerinde 93 Harbinin ve Rus işgalinin derin izlerini bulmak mümkündür. O acılı yıllardan günümüze gelen süreç içinde insanımız bazen sevinmiş, bazen üzülmüş ; üzüntülerini ve sevinçlerini saza, söze dökmüştür. Bölgemiz insanları, geri kalmışlığın kaynağı cehaletle savaşırken, onun getirdiklerine de katlanmak zorunda kalmıştır. Kısacası üzerinde yaşadığımız coğrafya,insanımızın sevme hasretine ayrılık ateşi katmış, bu durdum türkülerimize de yansımıştır. KELKİT VE YÖRESİ EL SANATLARI : Gelişen ve değişen dünya düzleminde, tek tip bir dünya vatandaşlığı kavramının artık kaçınılmaz bir şekilde gündemimizi işgal ettiği gerçeği karşısında,yerel nitelikli duyarlılıklarımıza eskisi kadar yaslanamadığımızı, yerel değerlerimize eskisi kadar önem vermediğimizi biliyoruz. Yozlaşan böyle bir yolun takipçisi milletler, her zaman kendi öz benliklerini kaybetmiş, toparlayıcı bir unsur olarak kendi öz benliklerine dönememişlerdir. Kelkit yöremizde el sanatları çok yaygın olmakla beraber, kurumsal bir yapı arzetmediği için, her geçen gün unutulmaya yüz tutmuştur. Çok değil, bundan 20-30 yıl evveline kadar, el sanatlarından geçimini temin eden ailelerin bulunuyor olması el sanatlarının yaygınlığı açısından bizlere bir fikir vermektedir. Her sene çeşitli el sanatlarında Halk Eğitim Merkez Müdürlüğünce açılan kurslar ve sergiler,unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı tekrar o eski canlı günlerine döndürmektedir. El sanatlarına karşı duyulan ilgi ve otantik özelliğini koruyan özellikle Zilli Kilime karşı duyulan talep her geçen gün artmaktadır. Bu potansiyeli daha da işlevsel bir hale getirmek için kendi kültürümüze karşı daha duyarlı bir bakış açısı geliştirip yerel kimliğimiz üzerindeki araştırmaların yaygın olması gerekmektedir. DOKUMACILIK (ZİLLİ KİLİM): Zilli Kilimin geçmişi Orta Asya Türklerine kadar dayanmaktadır. Zilli Kelimesi Farsça Kilim demek olan ‘Zilu’ kelimesinden gelmiştir. Bu kelime Türkçe’ye zili veya zilli diye geçmiştir. Eski Türklerde halı, cecim, keçe, şili, zili adlarıyla kullanılmaktaydı. Selçuklu Türklerinin de bu bölge üzerinde zilli kilim dokudukları rivayet edilir. Zilli Kilim dokuyan ve bu adı veren tek yer Kelkit’tir. Başka hiçbir yerde aynı adla bu kilime rastlanmamaktadır.En büyük özelliği, kök boyalarından elde edilen renklerinin solmamasıdır. Tamamen eğirilmiş koyun yününden yapılan ve 40’a yakın desen kullanılarak yapılan Zilli Kilim, ”kemk” denilen tezgahlarda dokunmaktadır. Yaklaşık 6 m² lik bir zilli kilim, 8-10 Kg. yün kullanılarak 3 kişi tarafından ev dışı zamanlarda yaklaşık bir ayda dokunabilmektedir. Gösterişli ve göze hitap edebilmesi için,genellikle parlak renkler (kırmızı ve yeşil) tercih edilir. Zilli Kilim Kelkit’te çok sayıda köyde dokunmaktadır. Üretimini artırıp pazarlama imkanlarını genişletmek maksadıyla Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının bünyesinde Zilli Kilim Dokuma ve Uygulama Merkezi açılmıştır. Çeşitli ebatlarda üretilmezsine rağmen, seccade ve heybe tipleri çok kıymetli ve nadirdir. Zilli Kilim dokumacılığı, heybe, yastık, yolluk, duvar süsleri, nazarlık, isimlik ve seccade olarak çeşitli tiplerde üretilmektedir. Ayrıca eskiden çuval olarak dokunan zilli kilim motifleri, günümüzde sanatsal değere haizdir. Dokumalarda zemin rengi genellikle koyu tercih edilmektedir. Bütün renklerde kök boya ve indigo kullanılmaktadır. Natürel ve pastel renkler isteğe bağlı olarak kullanılmaktadır. Kimyasal boyalar kesinlikle kullanılmamaktadır. Renkler kesinlikle akıtmaz, bozulmaz ve ilk günkü gibi parlaklılığını ve canlılığını muhafaza eder. Zilli kilim ipleri tamamen el eğirmesidir. Kesinlikle fabrika ipi kullanılmaz. Dokumalar tek taraflı olup,tek yüz kullanılır. Motifler kabartmalıdır. Boya olarak kullanılan köklerin tümü doğal bitkilerden elde edilir. Boya olarak kullanılan köklerin bir kısmı çevre il ve ilçelerden,bir kısmı yöremizden temin edilmektedir. Boyalar kaynatılır ve ilave madde olarak şap,limontuzu, saçıkıbrız, kromtartar, pulkostik ve hidrosülfir kullanılır. Boya yapılırken mordanlama, önceden, sonradan ve birlikte olmak üzere üç şekilde yapılır. Yöremizde kullanılan kilim motifleriyse şunlardır: Karalılar büyükler, aynalı perler, elmalar, yaslamlar, eğri zincir, tırmık dişleri, boncuklu gözler, küçük perler, kıvrımlar, tavşan tabanı, koç boynuzu, kurbağacık ve zincir. Yukarıda adı geçen kilimi motiflerini işlemek üzere hazırlanmış olan renkli ipliklerin elde edilişinde kullanılan kökboyalarının isimleri de şunlardır:Lahana (Evelik), sütleyeni (sarı-yeşil), papatya, ada çayı, nar ağacı, nane, soğan (kırmızı), ayva yaprağı (sarı), meşe,mazı (kahverengi-siyah). Kök boya bitkileri ise şunlardır: Böğürtlen, fındık kabuğu, Hayıt, civit otu, incir çiçeği, sığır kuyruğu, kara yemiş, kara lahana, ceviz ağacı, kızamık kökü, kestane, erguvan, selvi dalı, kekik otu, muhabbet çiçeği, asma, muşmula, meyan kökü, mürvet ağacı, eğrelti otu, okaliptüs, ekşi elma, kuşburnu, çalı fundası, hava civa ve çoban üzümü. Kelkit ve yöremizde Kelkit’i geleceğe taşıyacak yerel bir değer olarak gördüğümüz Zilli Kilimin yanı sına dokumacılık olarak, ala kilim, halı, heybe, azık torbası, aşlık çuvalı, palaz, örme ip, sambağı ipi ve hasır dokumacılığında gelişmiştir. Dokumacılıkta yaygın bir başarı göstererek dikkat çeken köylerimiz ise, Kızılcaköy, Çağlar ve Başpınar köylerimizdir. DANTEL VE NAKIŞ İŞLEMECİLİĞİ: İlçemizde genç kızlarımızın el emeği göz nuru olarak işledikleri dantel ve nakış işleri oldukça gelişmiş bir durumdadır. Her genç kızın çeyiz hazırlama devresi içerisinde büyük bir emekle katıldığı bu faaliyetler, bireysel olmasının yanında Halk Eğitim Merkez Müdürlüğünün koordinatörlüğünde aynı zamanda kolektif ve örgütsel olarak da yapılmaktadır. Bu noktada dantel ve nakış işlemeciliği yaparak aile bütçesine küçümsenmeyecek katkılarda bulunan genç kız ve kadınlarımızın sayısı da hayli kabarıktır. Kelkit ve yöremizde yaygın el işi çeşitleri:seccade,baş örtüsü,iğne oyası,boncuk oyası,mekik oyası,pullu oya,yastık kılıfı,sandık örtüsü,yorgan ağzı,masa örtüsü,karyola örtüsü ve mutfak takımı. Yöremizde dokunan her oyaya bir takım mahalli isimler verilmiştir. Şimdi de tel ve boncuk oyalara yöremizde verilen ilginç isimleri yazalım: Subay sırması oyası, kiraz oyası, halga oyası, Zeki Müren dişi oyası, Ecevit burnu oyası, Türkan Şoray kirpiği oyası, düzme oyası, yürek oyası, mercimek oyası, kelebek oyası, örümcek oyası, süpürge oyası, elti çatlatan oyası, limon oyası, hanım oturur bey sallanır oyası,sıçan dişi oyası, Şiran yolu oyası, kuş yüreği oyası,karanfil oyası, böğürtlen oyası, incili küpe oyası, tengo kekülü oyası, elti çatlatan, papatya oyası, taksi tekiri oyası, biber oyası, yarım ay ve hanım oturur bey sallanır oyası... TAŞ İŞLEMECİLİĞİ: Taş işlemeciliği ilçemizde ilk zamanlardan bugünlere camilerin iç dizaynı ve minarelerin yapımında kullanıla gelmişse de, şimdi çok çeşitli alanlarda kendini göstermektedir. Kelkit’te taş işlemeciğini bir meslek olarak sürdüren minare ustalarımız mevcuttur. Taş işlemeciliği köy odalarının süslemesinde de kullanılır. Taş işlemeciliğinde dikkati çeken bölgemiz Öbektaş Beldemizdir.Bu bölgeden çeken taşın bir özelliği olarak yontma taş işlemeciliği gelişmiş ve güzel eserler verilmiştir. Kelkit’te mimari yapının değişmesi,taş işlemeciliğini eski revaçta olduğu günlerden uzaklaştırmışsa da, yukarıda belirtildiği üzere özellikle cami inşaatlarında taş işlemeciliği çok gelişmiştir. Taş işlemeciliği alanında Kılıçtaş ve Başpınar köylerimizden yetişen ustalar bölgemizde ün salmıştır.

 
     
 

 

 
   

GUMUSHANE